ihya.org

Hastalıklar

Periferik Nöropati Nedir?

Periferik sinir sistemi tüm hareketleri (motor sinirleri) ve duyumları (duyum sinirleri) denetleyen sinir şebekesidir. Bu sinir şebekesi merkezi sinir sitemine beyin sapından ve omuriliğin birçok noktasından bağlıdır. Vücudun en uzak köşelerine bile uzanabilen bir şebekedir.

Belirtiler

- El ve ayaklarda karıncalanma hissi;

- Aynı yörelerde uyuşma;

- Dengesizlik veya koordinasyon bozukluğu;

- El ve ayaklarda zafiyet ve ağrı.

Periferik sinir sistemi, beyin ile organlar, kan damarları, kaslar ve deri arasındaki iletişimi sağlar. Beynin emirleri motor sinirleri ile iletilir ve gerekli bilgi duyum sinirleri ile beyne geri gelir.

Periferik sinirlerden birinin zedelenmesi 0 yöre ile beyin arasındaki iletişimi etkiler. Bu kasları harekete geçirmeye veya ilgili periferik sinir boyunca ağrıya da neden olabilir. Periferik nöropati, beyini ve omuriliği etkilemeden periferik sinirlerin zedelenmesine verilen addır. Önemsiz zedelenmelerde, akut ve yakıcı bir ağrı duyulur. Ciddi durumlarda ise denge bozuklukları, kas zafiyeti hatta felç görülebilir,

Guillain Barre Sendromu Nedir?

Guillain Barre sendromu akut bir sendrom olup periferik sinirlerin tümü ya da bir bölümü üzerinde ciddi hasara yol açar. Hastalık, sinir liflerini kaplayan miyelin tabakasının iltihaplanması ve tahrip olmasından kaynaklanır.

Belirtiler

- Ayak veya el parmaklarına yayılan uyuşmalar ve karıncalanma;

- Kas zafiyeti

- Yaygın karıncalanma ve uyuşma;

- Solunum zorlukları.

Guillain-Barre sendromunun nedeni belli değildir ancak vakaların üçte ikisinde viral bir enfeksiyondan sonra ortaya çıktığı görülür. Bu viral enfeksiyon, Epstein-Barr virüsünde olduğu gibi bir tür herpes olabileceği gibi, grip, nezle veya diğer basit enfeksiyonlardan sonra da ortaya çıkabilir. Bu sendrom ayrıca Hodgkin hastalığı gibi diğer rahatsızlıklarla da beraber görülebilir.

Glioma (Beyin Tümörü) Nedir?

GLİOMA NEDİR?

Glioma bir beyin tümörü olup beynin nöronlara destek olan dokularından kaynak alır. Kabaca üç dereceye ayrılabilir.

Astrositom Düşük dereceli
Anaplastik Astrositom Orta dereceli
Glioblastom Yüksek dereceli

KRANİOTOMİ NEDİR?
Beyine ulaşmak amacı ile bir parça kemiğin blok olarak bazı özel aletler yadımı ile yapılması işlemidir. Öncesinde kafa derisi (skalp) açılarak bu işlem yapılır. Beyindeki işlemler bittikten sonra çıkarılan kemik yerine konulup bütün katlar kapatılır.

GLİOMALAR NEDEN ÇIKARILIR?

Çıkarılmadaki en önemli sebep, beynin bir bölümünün fonksiyonunu yapmasına engel olması veya çok büyük ise beyne bası yapıp hastanın hayati fonksiyonlarını engellemesidir. Bir diğer sebep baş ağrısı veya bayılma gibi bulguların olmasıdır. Eğer çıkarılmazsa büyüyerek hastanın ölümüne sebep olur. Tomografi veya MR’daki patolojinin tanısının doğru olarak yapılıp uygun tedavinin başlanması için gerekmektedir bu sayede patoloji mikroskop altında çeşitli boyama tetkikleri kullanarak tanıyı koyar.

Gerilim Tipi Baş Ağrısı Nedir? Nasıl Tedavi Edilir?

Gerilim baş ağrısı baş ağrıları içinde en sık görülen tiptir. Çevresel faktörlerin değişmesi, aşırı sorumluluk yüklenme, düş kırıklıkları, ailesel ve ekonomik sorunlar gibi insan yaşamındaki önemli değişiklikler sonucu yüz, baş ve boyun kaslarının sürekli gerilmesi ile ortaya çıkan şiddetli baş ağrısıdır. Baştaki veya boyundaki kasların kasılması stres veya huzursuzluk, uzun süre aynı pozisyonda oturma, trafik kazası gibi bir darbeye veya depresyona bağlı olabilir.

Transient (Geçici) İskemik Atak Nedir?

Geçici iskemik atak (TIA) olarak adlandırılan geçici ya da aralıklı olarak meydana gelen, beynin geçici bir süre kanlanamaması ile karakterize olan iskemik ataklar, nörolojik bir olaydır. Bu olayı görmezden gelmek kişinin sağlığı açısından ciddi sonuçlara yol açabilir.

Her ne kadar çok uzun sürmese ve kalıcı etki bırakmasa da geçici iskemik atak hafife alınmamalıdır. Zira geçici iskemik atak (TIA), geçiren kişilerin üçte biri gelecekte felç geçirmektedir. Geçici iskemik atak (TIA) hem bir uyarı hem de bir fırsat niteliğindedir. Atak, yakında oluşabilecek felcin habercisidir ve felci önleyebilmek için gereken önlemlerin alınmasını sağlar.

Bulgu ve Belirtiler
Geçici iskemik atak (TIA) genellikle birkaç dakika sürer. Tüm belirtiler birkaç saat içinde kaybolur ve etkileri ise 24 saat içinde ortadan kalkar. TIA belirti ve bulguları, erken inme belirti ve bulgularını andırır:

• Yüzünüzde, bacak ya da kollarınızda, genellikle vücudunuzun tek bir tarafında aniden gelişen güçsüzlük, anormal bir his ya da paralizi
• Konuşmada güçlük, anlamsız kelimelerin söylenmesi veya diğer kişileri anlamada güçlük

Epilepsi (Sara) Hastalığı Nedir? Nasıl Tedavi Edilir?

Vücudumuzu yöneten merkez beyindir. Bütün aktiviteleri beynimiz sayesinde yaparız. Dolayısıyla beyindeki hücreler arasında elektriksel bir bağlantı vardır. Merkezi sinir sistemi hücrelerinin beklenmedik, aniden elektriksel boşalması sonucu epilepsi ortaya çıkar. Bir kaç dakika sürer ve sonra geçer. Bu durum bir defadan fazla meydana gelirse buna epilepsi hastalığı denir. Halk arasında "sara" hastalığı olarak bilinir. Nöbetler şeklinde görülür.

Dünyada yaklaşık 40 milyon sara hastası vardır. Ülkemize bu sayı 700 bin civarındadır. Toplumda sara hastalarına genelde kötü gözle bakılmaktadır. Oysaki epilepsi sadece sinirsel bir hastalıktır ve epilepsi hastaları asla deli değildir ve hastaların zeka anormallikleri yoktur.

SARA HASTALIĞININ NEDENLERİ

Genelde epilepsinin nedeni bulunamaz fakat sıklıkla çocukluk çağında ortaya çıkan bu hastalıkta bazı etmenlerin hastalığa neden olduğu bilinmektedir. Bunları şöyle sıralayabiliriz:

* Doğuştan gelen faktörler: Doğum sırasında beynin oksijensiz kalması ya da zedelenmesi, genlerin bulunduğu kromozomlarda meydana gelen hastalıklar, enzim eksikliği,

Epidural Apse Nedir?

EPİDURAL APSE, SUBDURAL AMPİYEM

Etyoloji : İnfant ve erken çocukluk döneminde görülen en sık etken organizmalar H.influenzae ve aerobik streptokoklardır. Geç çocukluk çağı ve erişkinlikte aerobik streptokoklar, anaerobik streptokoklar, bakteroides, proteus ve daha nadir olmak üzere S.aureus’dur.

Klinik Bulgular : Anamnezinde sinüzit, otit, kafa travması, multipl travma veya geçirilmiş bir nöroşirürjikal operasyonu olan bir hastada; ateş-orta derecede bir başağrısı ve şuur bulanıklığı akla epidural apse veya subdural ampiyemi getirmelidir. FM’de kafatasında hassasiyet ve eritematöz bir subgaleal ödem bu bölgede mevcut bir apseyi oldukça destekleyen bulgulardır. Hastalarda ense sertliğinin bulunması şart değildir. Fokal nörolojik bulgular; fokal nöbetler, hemiparezi veya hemipleji, afazi ve konjuge bakış bozukluğudur.

Tanı : Direkt grafiler sinüslere ait bir infeksiyon veya kafatasında osteomyelit lehine bulgular verebilir. Daha detaylı bilgi CTve MRI ile elde edilir. Nöbet anemnezi olan hastalara mutlaka EEG yapılmalıdır.

Ensefalomyelit Nedir?

Klinik Bulgular : Ensefalitler mortalitesi yüksek olan infeksiyonlardır. Genellikle meningeal infeksiyonunda iştirak etmesiyle meningoensefalit, omuriliğin iştirak etmesiyle de meningoensefalomyelit gibi klinik tablolara sık rastlanır. İnfeksiyon belirgin olarak başağrısı, ense sertliği ve BOS’da lökosit artması ile karakterize meningeal irritasyonun belirti ve bulgularıyla kendini gösterir. Beyin ve medulla spinalisdeki infeksiyonun lokalizasyonuna göre mental ve sinirsel semptom ve bulgular ön plandadır. Bazen nörolojik tablo oluşmadan psikotik davranış bozukluklarıyla ortaya çıkabilir.

Tanı : EEG’de fokal anormalliklere % 80 oranında rastlanır. Beyin tomografisinde ilk 5 gün içinde büyük oranda normal bulgulara rastlandığı için serebral MR görüntüleme fokal infeksiyonu saptamada en duyarlı yöntemdir.
Postvaksinal ve postinfeksiyoz ensefalomyelitlerde MR’da demiyelizasyonla ilişkili bulgular saptanır.

Duchenne Muskuler Distrofi Nedir?

Müsküler distrofi ilerleyici bir hastalıktır. BU hastalıkta kas dokusu küçülür ve zayıflar. Bu ender görülen hastalığın en yaygın tipine Duchenne müsküler distrofisi denir. Bunun en duyulmuş eş anlamlısı alancı hipertrofik müsküler distrofıdir.

Belirtiler

- Belirgin bir koordinasyon yokluğu ile karakterize adale zayıflığı, yürüme bozukluğu ve kolları başın yukarısına kaldıramamak, ilerleyen rahatsızlık, sonuçta hareket yeteneğinin kaybına varır.

Henüz anlaşılmamış olan nedenlerden bu hastalığa tutulan kişilerde adale fonksiyonu için şart olan temel bir protein yoktur. Bu proteinin yokluğunda adaleler gittikçe zayıflar yine de normalden büyük görülebilir çünkü kaybedilen adalenin yerini yağ dokusu alır.

Bu ender görülen hastalığa yatkınlık kalıtımsaldır. Genellikle erken yaşta (çoğu zaman 5 yaşından önce) başlar ve yalnız erkeklerde görülür.

Teşhis

Küçük çocukta hareket güçlüğü -yürüme, tırmanma, merdiven çıkma, elleri başın üzerine kaldırma zorluğu- Duchenne musküler distrofisi bulunduğunu gösterebilir. Doktor büyük ihtimalle adale dokusunun biyopsisini isteyecektir.

Distal Spinal Muskuler Atrofi Nedir?

Spinal müsküler atrofi (SMA)'ler; her yaşta görülebilen,
paralize neden olan hastalıkların en büyük, önemli ve
heterojen grubunu oluşturur. SMA'lar kalıtım şekillerine
göre üç grupta sınıflandırılırlar,

1) Otozomal resesif geçiş gösteren SMA;

Otozomal resesif kalıtım gösteren SMA, en sık rastlanan
form olup, batı toplumlarında, çocuklarda kistik fibrozisten
sonra 2. sıklıkta görülen ölümcül bir hastalıktır. Bu top-
lumlarda 1/6000-1/10000 oranında görülebilen hastalığın
taşıyıcı sıklığı 1/40-1/80 arasında değişmektedir (1). Bu
nöromüsküler hastalık omurilikte yer alan alfa-motor
nöronların dejenerasyonuna ve simetrik kas zayıflığına
neden olur. Tüm SMA'ların yaklaşık %95'inin bulunduğu
bu grupta tanı SMA konsorsiyumu tarafından belirlenmiş olan
kriterlere göre konmaktadır (2,3). Çocukluk çağı proksimal
SMA hastalığı başlangıç yaşı ve klinik şiddetine göre 3
tipe ayrılmaktadır. Tip I (Werding-Hoffmann hastalığı) en
şiddetli formu olup hastalar yardımsız oturamaz ve 2
yaşından önce kaybedilirler. Ara form olan tip II
(Intermediate form-subakut form)'de hastalar oturabilir
fakat yürüyemezler, tip III (Kugelberg-Welander hastalığı)

Demans (Bunama) Nedir?

Kişinin zihinsel ve sosyal yeteneklerinin, günlük işlerini sürdürmesini etkileyecek derecede ve ilerleyici biçimde kaybına neden olan bir rahatsızlıktır. Bu rahatsızlığı olan kişilerde; hafıza, düşünme, mantık yürütme, yer ve zaman tayini, okuduğunu anlama, konuşma, günlük basit işleri yapma gibi işlevlerde bozukluklar görülür. Zihinsel işlevlerdeki aksaklıklar zamanla hastanın günlük yaşamını sürdürmesini olanaksız hale getirir. Bu durum, hastanın yıkanma, yemek yeme gibi günlük tüm ihtiyaçlarının bir başkası tarafından karşılanmasını zorunlu kılar.

Normal yaşlanma ile beyinin çalışması bir miktar yavaşlar ama her yaşlıda bunama (demans) belirtileri bulunmaz. Kişinin kendi işlerini yardımsız olarak yapabilmesi normal yaşlanma ile bunama durumlarını ayırt etmekte önemlidir. Fiziksel bir hastalığı olmadığı halde günlük işlerini yapmak (yemek yeme, giyinme, temizlenme vb.) için bile yardıma ihtiyaç duyan hastalarda demans düşünülmelidir. Yaşlı kişilerin çoğu hafızalarının eskisi kadar iyi olmadığından şikayet ederler. Tanıdıklarının isimlerini, yapacakları işleri hatırlamakta güçlük çekerler. Fakat her unutkanlık bir bunama belirtisi değildir.

Deli Dana Hastalığı Nedir?

İngiltere de ilk olarak 1986 yılında patlak veren ve sığır etinden insanlara da geçebileceği kabul edilen Deli Dana hastalığının başlıca nedeninin hayvancılığın bir sanayi haline geldiği Avrupa da sığırların ot yerine etle beslenmesi olduğu sanılıyor. Avrupa ülkelerinde et ve süt hayvanları ucuz ve karlı olduğu gerekçesiyle, giderek artan biçimde, bitkisel yemler yerine kemik tozu ve insan tüketiminde kullanılmayan artık etlerden imal edilen yemlerle besleniyor. Birçok bilim adamı doğal beslenme biçimine aykırı bu diyetin tehlikeli hayvan hastalıklarının yayılmasına neden olduğunu düşünüyor.

BSE

BSE, Bovine Spongioforme Encephalopathie kelimelerinin kısaltılması. Türkçesi: Sığırların beyinlerinde süngerimsi biçimde dejeneratif değişiklerin oluşmasıyla belirgin hastalık. Hastalığa yakalanan sığırların hareketlerinde anormallik olduğu için, bu hastalığa halk arasında “deli dana” hastalığı denildi.

BSE’NİN KÖKENİ

Charcot Marie Tooth Sendromu Nedir?

CHARCOT-MARIE-TOOTH hastalığı üç doktor tarafından tanımlandıktan sonra 1886 yılında bu ismi almıştır. Profesör Jean-Martin Charcot (1825-1893) Pariste önceleri barut fabrikası iken sonradan Salpetriere Hastanesi adını alan ve halen ayakta duran hastanede birlikte çalıştıkları öğrencisi Pierre Marie (1853-1940) ve Londra’da Dr.Howard Tooth (1926-1956)

CMT aynı zamanda peroneal muskuler atrofi olarak ta anılır (PMA) ,çünkü ilk olarak ayağı yukarı doğru kaldırmayı sağlayan ve baldırın ön kısmından aşağı inen peroneal kas etkilenir. Zayıflamış peroneal kas dağınık yürümeye, düşük ayak ise takılıp düşmeye neden olduğundan parmak uçları kurtuluncaya kadar hasta bacağını kaldırma gereğini hisseder,yere koyduğunda ise ayak bir tarafa eğilir.

Beyinde Anevrizma Nasıl Ortaya Çıkar?

Halk arasında baloncuk olarak bilinen anevrizma denince; genel olarak temiz kan taşıyan damarlara (arter) ait genişlemeler anlaşılır. Anevrizmalar aort damarı gibi çok geniş damarlarda oluşabildiği gibi, küçük ve orta boy damarlarda da teşekkül ederler. Bu bölümde konu edilen, bazen hiç bir belirti vermeden ani kanamalarla bazen çok dramatik sonuçlara yol açan beyin anevrizmalarıdır.

Anevrizmalar yapı itibarı ile damar duvarının doğuştan zayıf olduğu noktalarda, genellikle de damarın daha küçük dallara ayrıldığı noktalarda oluşur. Damar duvarının zayıf olduğu noktada damar içi basınç (tansiyon) nedeniyle her kalp atımında damar duvarı zayıf noktadan dışarı doğru bombeleşerek baloncuk oluşur. Baloncuk duvarı, basınca dayanamadığı anda da patlar, patlama ya kendiliğinden olur ya da eforla oluşur. Örn. öksürme, ıkınma, cinsel temas gibi basınç artmasına neden olan aksiyonlar...

* Anevrizma kimlerde oluşur, risk faktörleri nelerdir... Damar duvarındaki yetersizlikler (Doğumsal)
* Damar duvarındaki Arteriosklerotik veya hipertansif değişiklikler.
* Travmatik (darp veya kaza sonucu kafa yaralanmaları)
* Enfeksiyona bağlı

* Risk Faktörleri: Hipertansiyon

Beyin Tümörleri Çeşitleri ve Tedavi Yöntemleri

Genel sınıflandırma

Nöroşirurjinin önemli bir hastalık grubunu beyin tümörleri oluşturmaktadır. Genel olarak beyin tümörlerini malin (kötü huylu) ve benin (iyi huylu) olarak sınıflandırabiliriz.

I-Malign Tümörler

A-Glial Tümörler: Beynin en sık görülen tümörleridir. Beyin kanserlerinin çoğunu bunlar yapar. Kontrolsuz çoğalma özelliği olan hücreleri içerir. Hızla büyüyüp çevrelerindeki sağlıklı dokunun içine uzanır, çok nadir de olsa omuriliğe, hatta vücudun diğer organlarına da yayılabilirler. Evrelendirmesi dört grupta yapılır. Evre I ve Evre II "düşük evreli" olarak adlandırılırken, Evre III (anaplastik astrositom) ve Evre IV (glioblastoma multiforme) ise "yüksek evreli" kabul edilir. Bu gruptaki bazı diğer tümörler; ependimom, medulloblastom, oligodendrogliomdur. Sağkalım süreleri, patolojık evreleme, radyoterapi, kemoterapi alıp almama durumu, yaş ile ilişkilidir. Düşük evreli glial tümörlerde sağkalım süresi uzundur. Düşük evreli tümörler yüksek evreli tümörlere dönüşebilir. Yüksek evreli gliomlar için ortalama hayatta kalma şansı çok daha kısadır.

Top