ihya.org

Göğüs Hastalıkları

Göğüs Travması Tedavisi

A)Göğüs travması ;travmadan ölümlerin %25'inin sebebidir.Travmatik göğüs yaralanmalarının yaklaşık %15'i cerrahi müdahele gerektirir ve bu müdahelelerin %85'i acil serviste yapılır. Göğüs travması penetran veya kunt olabilir ve travmanın mekanizmasi klinik seyir ve müdahaleyi belirler.

1-Anatomi:Göğüs kostalardan oluşan kafes şeklinde bir alandır.Göğüs 3 boşluğa ayrılır.

a)Kardiak (ön) boşluk: Sınırlarını üstte stemomanubrial açı altta alt kotlar oluşturur.Bu
bölgeye olan penetran travmaların kalbi içerme riski vardır.

b)Torako-abdominal alan:Üstte memelerin önü ve scapulanın arka tepesl,altta alt kostaların sınırı tarafindan sınırIanır.Bu alanın travması dia£ragrna,KC.,ve dalak yaralanmasına neden olur

c)Arka boşluk: Scapula iç kenarı ve alt kosta sınırı arasmdadır. Bu bölgeye olan travmalarda ;Özefagus, aort ve trakea yaralanması riski vardır.

2-Toraks travmasında erken hayati tehdit eden durumlar şunlardır: Tansiyon nömotoraks, Açık Pnömotoraks, Yelken Göğüs, Masif Hemotoraks,Kalp Tamponadı ve hava yolu obstruksiyonudur.

Diafragmatik Herni (Fıtık) Nedir?

Diyafragmatik fıtık, diyaframda normal olmayan bir açıklığın karın bölgesi içeriğinin bir kısmının göğüs bölgesine doğru taşmasını mümkün kıldığı durumlarda meydana gelir. Çok ciddi vakalarda, mide ve barsakların büyük bir kısmı, kalp ve akciğerlerin yer değiştirmesine neden olur.

Bu anormallik doğumdan kısa bir süre sonra bebeğin fıtık yüzünden solunum güçlüğü çekmesi ile teşhis edilir. Bu durum bebeğin yaşamını tehdit eden bir durumdur ve acilen ameliyat edilmesi gerekir. Bununla beraber; çoğunlukla fıtık aylar sonrasına kadar kendini belli etmeyebilir.

Geç ortaya çıkan diyafragmatik fıtık semptomları arasında kusma, ağır karın ağrıları, beslenme sonrası rahatsızlık ve kabızlık sayılabilir. Kimi zaman herhangi bir belirti ortaya çıkmaz ve problem ancak rutin röntgen çekimleri esnasında keşfedilebilir. Eğer doktorunuz bebeğinizde diyaframatik fıtıktan kuşkulanıyor ise, teşhisi desteklemek için röntgen çekimine gerek duyulabilir.

Bronşit Nedir? Nasıl Tedavi Edilir?

Bronşit bir alt solunum yolu enfeksiyonu olup genel anlamda bronşların inflamasyonudur (iltihaplanmasıdır) .

Alt solunum yolu enfeksiyonları; trakeabronşiyal ağacın daha çok viruslarla oluşan, genel solunum yolu infeksiyonu ile birlikte olan inflamasyonudur


Akut Bronşit

Klinik özellikler : Öksürük en temel semptom olup , uzun sürebilir. Balgam olguların yarısında görülebilir, başlangıçta mukoid iken sonra pürülan hale dönüşebilir. Etkene göre ateş görülebilir. Substernal yanma olabilir. Dinlemekle ronküsler ve kaba raller duyulabilir.

Komplike olmadıkça , altta yatan bir hastalık olmadıkça konsolidasyon ve alveolar tutulum görülmez.Sigara içenlerde semptomlar daha uzun süreli olabilir. Erişkin başlangıçlı astmanın başlamasına neden olabilir.

Etiyoloji : Daha çok viruslar etkendir. Respiratuvar viruslardan; nezle ve coronavirus,influenza, adenovirus etken olabilir. Viruslar dışında; Bordetella pertussis, Mycoplasma pneumoniae, Chlamydia pneumoniae bakterileri de bu hastalığa neden olabilir. Diğer bakterilerin rolü henüz kesinlik kazanmamıştır.

Bronşiolit Nedir?

Tanım: Bronşiollerin inflamasyonudur. Yaşamın ilk iki yılında görülen akut bir alt solunum yolu infeksiyonudur.

Klinik bulgular: Akut başlangıçlı vizing hırıltılı solunum la karekterize olup, çoğunlukla öksürük, burun akıntısı, takipne ve solunum sıkıntısı ile karekterizedir. Genelde üst solunum yoluna ait bulgular ve ateşten 2-3 gün sonra öksürük, solunum hızında artış görülür. Anoreksi, huzursuzluk, letarji eşlik edebilir. Hastalığın ilerlemesiyle takipne, taşıkardi belirgin hale gelir. Gögüs duvarında çekilmeler, burun kanatlarının solunuma katılması, görülür. Siyanoz daha nadirdir, bu dönemde ateş olmayabilir. Dinleme bulguları saatler içinde degişebilir. Wheezing, beraberinde raller duyulabilir. Dispnenin artışıyla akciger seslerinde azalma olur ve ilerleyici bir obstrüksiyon göstergesidir. Dehidratasyon sıklıkla eşlik eder. Otitis media, konjunktivit ve bazen diyare eşlik eden semptomlar olabilir. Akut dönem 3-7 gün içinde sona erer. İyileşmeden sonra ilk iki yılda tekrarlamalar olabilir, gitgide şiddeti azalır.

Bronşektazi (Bronş Genişlemesi) Nedir?

Bronşların doğuştan ya da sonradan dönüşsüz biçimde genişlemesidir. Kronik bronşit bu gelişmenin başlıca sorumluları arasında yer alır.

Bronşektazi, yani bronş genişlemesi çeşitli biçimlerde ve bronş ağacında değişen yaygınlıkta görülebilir. Doğumsal olduğu kadar, bronşlara yerleşen enfeksiyon etkenlerinden de kaynaklanabilen bir bozukluktur. Hastalık uzun süre belirti vermez. Ama iltihaplanma ilerlediğinde ilk kez iltihaba bağlı belirtilerle fark edilebilir.

NEDENLERİ

Bebekken ortaya çıkan bronş genişlemeleri doğumsaldır. Bronş duvarının esnekliğini ve desteğini sağlayan etkenlerin yetersizliği sonucu, bronşlar doğumdan başlayarak sürekli geniş kalır. Aslında edinilmiş bronşektaziler de aynı yetersizlik sonucu gelişir.

Boğmaca Hastalığı Nedir?

Tanım:Bordetella cinsi bakterilerle oluşan, oldukça bulaşıcı olup solunum yolu silier epiteline seçici bir tropizm gösteren infeksiyon hastalıgıdır.

Berilyozis Nedir?

Hava kaynaklı tozlara veya metalik berilyum dumanına veya onun oksitlerine, bileşiklerine veya tuzlarına yüksek dozda maruz kalma akut pneumonitis oluşturabilir. Düşük dozlara maruz kalma sarkoidoza benzeyen sistemik veya pulmoner granulamatoz reaksiyon oluşturur. İşyerlerinde berilyuma maruz kalmanın zararlı etkilerinin erken tanınması işçilerin maruz kalacağı sınırların standartlarının 1940’ların sonlarında belirlenmesine yol açtı. Bu akut berilyosisin görülmemesi ile sonuçlandı. Berilyum bileşikleri ile nükleer ve hava araçları endrüstrisinde çalışanlar karşılaşma için yüksek risk altındadır fakat arasıra kronik berilyosis olguları bildirilir.

Kronik berilyosise hücre aracılıklı immunite neden olur. Karşılaşan işçilerin %2’sinden azında hastalık gelişir. İmmun yanıtın başlaması için genetik yatkınlık olması gerektiği görünmektedir. Geçikmiş hipersensitivitenin görülmesi akciğer, hiler nodlar daha az yaygın olarak dalak karaciğer böbrek sürrenal ve uzak lenf nodlarında nonkazeifiye granulomların gelişmesine yol açar. Pulmoner granulomlar ilerleyen fibrozis gösterir ve göğüs filmlerinde irrügüler ince nodüler dansiteler oluşturur. Hiler adenopati olguların yarısında görülür.

Atelektazi Nedir?

Atelektazi akciğerlerin yetersiz genişlemesi veya daha önceden genişlemiş akciğerin kollabe olması ile göreceli olarak daha az hava içeren akciğer parankiminin oluşmasıdır. Anlamlı atelektazi oksijenlenmeyi azaltır ve enfeksiyona zemin hazırlar. Edinilmiş atelektazi ile daha çok erişkinlerde karşılaşılır ve obstrüksiyon, kompresyon ve kontraksiyon atelektazi olmak üzere ayrılabilir.

Resorbsiyon atelektazisi; hava yollarının tam tıkanması sonrasında bunun distalinde etkilenen alveollerdeki oksijenin resorbe olması ile oluşur. Etkilenen alveollerde kan akımında etkilenme olmaz. Akciğer hacmi azldığından mediasten etkilenen akciğer tarafına kayar. Buna temelde aşırı sekresyonlar (müköz plaklar) veya küçük bronşlardaki eksudalar neden olur. Bu nedenle bronşial astma, kronik bronşit bronşiektazi, yabancı cisim aspirasyonu ve ameliyat sonrasında görülebilir. Bronş tümörleride atelektaziye neden olabilir, birçok durumda tam olmayan obstrüksiyon lokalize amfizem oluşturur.

Astım Nasıl Tedavi Edilir?

Astım Nedir?

Astım akciğerlere kadar olan hava yollarını ( Bronşlar ) etkileyen bir hastalıktır. Bu hava yolları soluduğumuz havayı burundan itibaren akciğerlere kadar ulaştırır. Sağlıklı bir kişide bu soluma olayı kolayca gerçekleşir. Astımlı bir kişide ise bazı dönemlerde soluma zorluğu meydana gelir. Astım atağı sırasında bronşlar ( hava yolları ) daralır ve havanın geçişi zorlaşır. Bu hava yolu daralmasının bazı nedenleri vardır. Bunlar:

* Bronşları çevreleyen kasların kasılması sonucu hava yollarının daralması
* Bronşun içini saran zarın şişmesi
* Hava yollarında mukus ( sümük - balgam ) adı verilen yapışkan bir salgının aşırı salınması ve bu salgının hava yollarını
yer yer tıkaması

Astım Nöbetinin Belirtileri Nelerdir?

Asbestosis Nedir?

Asbest hidrate kristal silika ailesidir fibril olşturur. Korozivlere ve ısıya dayanıklı, içinde bulunduklar bileşikleride gerilmeye dayanıklıklı hale gtirdiklerinden inşaat ve aylıtım işlerinde sık kullanılırlar. Epidemiyolojik çalışmalara göre asbest ile mesleki maruz kalma aşağıdaki durumlarla ilişkilidir.

Lokalize fibröz plak, nadiren diffüz plevral plak
Plevral efüzyon
Parankimal interstisyel fibrosis
Bronkojenik karsinom
Mesotelioma

Asbest işçilerinin aile üyelerinde asbestosis ilişkili kanser insidansında artma çevredeki asbestin potansiyel zararlarına karşı halkı alarme etmiştir.

PATOGENEZ; Asbestin farklı formlarının eriyebilirliği, konsantrasyonu, boyutu, şekli hastalığın görülüp görülmeyeceğini söyler. İki farklı geometrik form bulunur.

Serpentin (kıvrımlı yada büklümlü ve kıvrılabilir) ve
amfibol (düz, sert, kırılgan)

Ampiyem ve Plevral Effüzyon (Akciğer ve Plevrada Sıvı Toplanması)

Tanım: Genellikle altta yatan bir hastalığa bağlı olarak, plevral boşlukta sıvı birikimidir. Efüzyon transuda veya eksuda niteliginde olabilir. Ampiyem ise plevral boşlugun mikrobiyal infeksiyonudur. Yetersiz tanı ve tedavi durumunda kötü prognoza sahiptir.

Klinik Bulgular: Ampiyemin klinik bulguları çok değişken olup, plevral sıvı toplanması ve infeksiyonla ilişkilidir. Göğüs agrısı,dispne, kilo kaybı, ateş, titreme, gece terlemesi başlıca bulguları oluşturur. Fizik incelemede plevral sıvı saptanabilir. Predispozan faktörleri bilmek ve şüphelenmek tanıda önem kazanır.

Akut Dağ Hastalığı (Yükseklik Hastalığı) Nedir?

Hızlı bir şekilde Oksijen yetersizliğine maruz kalma sonucu meydana gelen hipoksik sendromlar.

Etiyoloji ve Fizyopatoloji

Yükseğe çıktıkça barometrik basınç azalırken atmosferdeki Oksijen yüzdesi aynı kalır. Bu nedenle, yük­seklerde havadaki; O 2 nin parsiyel basıncı azalır ve 18,000 ft (5500 )m.de deniz seviyesinin yarısıdır. Adaptasyon gerçekleşmeden yükseğe çıkan kişi­lerde hızla gelişen semptomlar ve hipoksik stres belirtileri görülür. Deniz seviyesinde hipoksiye neden olan hastalık veya yaralanmalarda da ben­zeri semptomlar görülür. Dinlenme önleyici olmasada aşırı yüklenme riski arttırır. Bir kez bu tip rahat­sızlık geçirenler aynı durumdaki başka kişilere göre durumdan daha çabuk etkilenirler, fakat kişiden kişiye ve aynı kişide değişik zamanlarda büyük farklılık görülür. Bebekler, çocuklar ve premenstruasyon dönemindeki kadınlar özellikle meyillidir. 10,000 ft (3000 m) üzerinde yüksekte yaşayanlar aşağı indikten sonra tekrar çıkarken - bu konu tartışmalı olmakla beraber-, daha kolay etkilenirler. Çok hızlı çıkış (basıncı ayarlanmamış uçak, balon, dekompresyon hücresi; veya yüksekçe bir yerde kısa süre kalma (bir kaç saat istenmeyen etkiler yaratsa da tipik yükseklik hastalığına nadiren neden olur.

Akciğerin Konjenital Anomalileri

Akciğerin konjenital anomalileri aşağıdakileri içerir.

Agenezi: Akciğerlerin yokluğu

Bilateral Agenezi: (aplazi) oldukça nadir, yaşam olasılığı yoktur, anensefalik fetüslerde görülür.

Ünilateral Agenezi, tek taraflı akciğerin yokluğu, hayatı tehlikeye sokmaz, ancak diğer ciddi anomalilerle birlikte olabilir. Karşı taraf akciğerinde büyüme olur (kompanzasyon) ve yaşam mümkündür.

Akciğerin Ameliyat Gerektiren Hastalıkları

Akciğerin bir çok hastalığı bulunmaktadır. Ancak bunlardan bir kısmı "Göğüs Cerrahisi" biliminin ilgilendiği hastalıklardır. Tedavisi cerrahi olmayan diğer hastalıklar Göğüs Hastalıkları Bölümünün ilgi alanına girmektedir. Aşağıda, özellikle ülkemizi en çok ilgilendiren ve merkezimizde tedavisi yapılan başlıca hastalıklar görülmektedir:

Sigaranın neden olduğu başlıca hastalıklar

Sigara tüm Akciğer Hastalıklarında, hastalar için şikayetlerini artırıcı etkiye sahiptir. Üstelik Doğuştan Gelen Hastalıklar ve Kist hariç tüm diğer Akciğer Hastalıklarının oluşmasında rol oynar.

Akciğer Tümörleri

Akciğer Ödemi Nedir?

Akciğer kapiller basıncı yükselirse veya plasma osmotik basıncı aza­lırsa polmoner ödem oluşur. Pulmoner ödem oluşunda başlıca etken kapiller basıncın yükselmesidir. Kapiller basıncı yükselten başlıca etken venalarda ba­sıncın artmasıdır. Venöz basıncı artıran başlıca etken ise sol kalp hastalığıdır.

Kalp hastalığında Akciğer Ödemi

Sol kalp hastalığı akciğer ödeminin en başta gelen sebebidir. Bunu diğer kalp hastalıkları izler. Akciğer ödemi önce hava boşluklarının (alveol ve bronşların) çevresinde bulunan interstisiyumda oluşur. Akciğer ödemi başlan­gıcında hasta dispne, ortopne ve kuru bir öksürükten yakındığı halde akciğer­lerin oksültasyonunda bir belirti duyulmaz.

Akciğer ödemi vakalarında kalp genellikle genişlemiştir.

Top